|
Başöğretmen Mustafa Kemal ATATÜRK

Ülkemizde neredeyse olağan kabul edilebilecek olaylar haline gelen ve geri kalmışlığımızı ve çağdaş dünyanın bir parçası olamadığımızı kanıtlayan gelişmelerden uzaklaşabilmemiz için, aklın ve bilimin egemen olduğu, düşünen, düşüncesini özgürce açıklayabilen, kararlarını sorumluluk duygusuyla verebilen yetkin bireylerin toplumumuzda çoğunluğu oluşturması gerekliliği açıktır. Ancak bu sayede, dünyada yaşanan dönüşümleri anlayabilir ve ülke olarak bu geri kalmışlığı aşabiliriz. Bütün bunların yolu, eğitim sisteminden ve onun temeli olan öğretmenden geçiyor.
Hatırlatmak gerekir ki Cumhuriyet bu bilinçle kurulmuştur. Atatürk, bu gerçeği her fırsatta dile getirmeyi görev bilmiştir. Elbette ki Atatürk, bugün Nijerya, Endonezya ve Bangladeş gibi ülkelerin yaşam standartlarına sahip bir öğretmenle bu hedefe ulaşmayı düşünmemişti. 1923'te, savaştan yeni çıkmış bir ülkede, bir okul müdürü 25 altın lira, kıdemli bir öğretmen 20, yeni başlayan bir öğretmen ise 10 altın lira ücret almaktaydı. Eğer ulus olarak, en önemli sermayemizin kendi insanımız olduğuna inanırsak, en iyi yatırımın da ona yapılmış olan yatırım olduğunu görürüz. İşte bunun yolu öğretmenlik mesleğinin önemini anlamak, onun toplumdaki saygınlığını artırmak ve bu mesleğe yeni nitelikler kazandırmaktan geçer.
En güzel ve en uygun sözü yine Atamız söylemiştir. “Öğretmen bir kandile benzer kendini tüketerek başkalarına ışık verir.”
Emperyalizme karşı verilen Ulusal Kurtuluş Savaşı sonucu, kanla, irfanla kurulan Cumhuriyetin kazanımlarının ve Atatürk ilkelerinin yılmaz savunucusu olan, çağdaş Türkiye uğraşının savaşçıları öğretmenlerimizin bayramını kutluyoruz
|